| | Üretsiz Blog oluştur

GALATASARAY

              &

alatasaray_4[1] - Kopya alatasaray_3[1] alatasaray_2[1] - Kopya alatasaray_1[1] aslantekbuyuk6bblh0ww8[1] 010

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

RESİMLERRRRR.......!!!!!! :lol:

GALATASARAY TARİHİ

aslantekbuyuk6bblh0ww8[1] Galatasaray Spor Kulübü'nün kuruluş hazırlıkları, o zamanlar Galata Sarayı Sultanisi adıyla anılan lisede yapıldı. Sonradan kayıtlara 1 numaralı kurucu olarak geçen Ali Sami Bey'le birlikte, Asım Tevfik, Emin Bülent, Bekir Sıtkı, Reşat Şirvani, Celal İbrahim, Tahsin Nihat, Abidin Daver ve Refik Cevdet kurucular olarak bilinir.

1 Ekim 1905'te Galatasaray Terbiye-i Bedeniyye Kulübü adıyla kurulan birliğin amacını da Ali Sami Yen şöyle anlatır:
"Amacımız İngilizler gibi toplu halde oynamak, bir renge ve isme sahip olmak. Türk olmayan takımları yenmek."

Kulübün adının Gloria (Zafer) ya da Audace(Cesaret) konulması yolunda görüşler ortaya atılmışsa da, sonuçta Galatasaray olmasında anlaşmaya varılmıştır.

Araştırmacı Cem Atabeyoğlu, Galatasaray adının, bu takımın yaptığı ilk maçta Rum ekibini 2-0 yenerken, seyircilerin onlardan "Galata Sarayı efendileri" diye söz etmelerinden doğduğunu yazar. Bunun üzerine kurucular da ismi benimserler ve "adımız Galata Sarayı olsun" derler.

Galatasaray Lisesi gibi Türk Milli Eğitiminde çok önemli bir yeri olan kurumun bağrından çıkan Sarı Kırmızılı kulüp, kültürel boyut da dahil olmak üzere, pek çok yönden de öncü olma niteliğini her zaman sürdürecektir.

Galatasaray'ın 1 numaralı kurucusu Ali Sami Yen, Ellinci Yıl kitabında kuruluşun öyküsünü şöyle anlatır:

"1 Ekim 1905'te mektebin beşinci sınıfında edebiyat öğretmenimiz merhum Mehmet Ata Bey'in dersi esnasında birkaç arkadaş başbaşa vererek Galatasaray'da bir futbol kulübü kurmaya karar verdik.

İlk girişimler oyuna ve mücadeleye yönelik arkadaşlardan Asım Tevfik Sonumut, Reşat Şirvani, Cevdet Kalpakçıoğlu, Abidin Daver, Kamil ... gibi gençlerdi. Okulda eğitim gören Bulgar ve Sırp öğrencilerden çevik ve kuvvetli olanlar da bize katılmışlardı. Asım'ı muhasebeciliğe, Cevdet'i ikinci reisliğe seçmiş, kendim de reis olmuştum.

Asım her hafta arkadaşlardan birer kuruş toplamakta mahir olduğu için kendisini muhasebeci yapmıştık. Ben Reisliği topu yağlayıp şişirmekle almıştım. Topumuza evladım gibi bakardım. Zaten varımız yoğumuz da toptu. Mektebe gelirken domuz sokağından geçer, domuz yağı alırdım. Topu onunla yağlar, şişirirdim; yamasını yeni pabucumdan kesmiştim. Bunu gören arkadaşlar, bana hepimizden fazla paye vermişlerdi.

Yani o zaman reisliğe ve diğer vazifelere payeyi en çok çalışan kazanırdı. Cevdet de ikinci reisliği formaları yıkadığı için almıştı. Maksadımız İngilizler gibi toplu bir halde oynamak, bir renge ve isme malik olmak ve Türk olmayan takımları yenmekti."

Galatasaray'ın Türk sporunda öncü bir kurum olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Ülkemizdeki ilk spor faaliyetleri Galatasaray Lisesi'nde başlamıştır.

Liseye sporu sokan da Monsieur Curel'dir. Bir jimnastik hocası olan Curel, kendi uzmanlığını zorunlu ders olarak liseye getirdi.Daha sonra Beden Egitimi adını alacak dersin temeli de onun tarafından atılmış oldu.

Önceleri öğrenciler ne olduğunu anlıyamadıkları bu derslere girmemek için ellerinden geleni yaptılar. Curel ise bu işi sevimli hale getirmek için 1870 yılında bir idman bayramı düzenledi. Kağıthane'de düzenlenen çeşitli yarışmalarda derece alan öğrencilere armağan dağıtarak keyifli bir hale getirdi.

Ayrıca, yarışmalar sonrasında öğrencilere kuzulu pilav yemeği verildi. Bu da ilerki yıllarda bir gelenek haline getirildi.

1870 yılındaki bu ilk atletizm yarışmaları ülkemizdeki ilk spor hareketi olarak kayıtlara geçiyordu.

Bundan sonra Curel'in ayrılmasından sonra Moiroux adlı bir Fransız, yeni jimnastik hocası oldu. Bu arada, Curel'in ektiği tohumların meyveleri de ortaya çıktı. Onun yetiştirdiği öğrencilerin başarısı, daha çok sayıda gencin bu konuya ilgi duymasını sağladı.

Moiroux Jimnastiğin yanı sıra deniz sporlarına' da önem verdi. Çok iyi bir yüzücü olan Fransız Hoca, yüzme ve kürek sporlarının ülkemize gelmesine katkıda bulundu. Yetiştirdiği çok sayıda öğrenci, ülkemizde bu sporların öncüleri oldular. Moiroux daha sonra yüzbaşı olarak rütbe aldı ve Tophane Askeri Sanayi Mektebi Hocalığına getirildi.

Onun ardından Martinetti adlı bir İtalyan göreve getirildi. O da aletli jimnastiğe önem verdi ve bu dalın gelişmesini sağladı. 1878' de ayrılan Martinetti'nin ardından Stangali bu göreve atandı. Stangali, okuldaki etkinliklerin dışında
özel bir jimnastik salonu açtı ve kısa zamanda pek çok genç sporcu'yu buraya çekti.

Onun öğrencileri arasında bir genç özellikle göze çarpıyordu. Sonradan Üstünidman soyadını alacak olan Faik adlı bu genç, kısa zamanda gösterdiği olağan üstü gelişmeyle 1879 yılında Galatasaray Lisesi'ne hoca olarak atanacaktı. Tam 42 yıl süreyle Türk Sporuna hizmet veren Faik Üstünidman sayısız sporcu ve beden eğitimi öğretmeni yetiştirdi. Üstünidman, bu etkinliğiyle Türk Sporunun kurucuları arasına adını altın harflerle
yazdırdı.

Yıllar ilerledikçe Galatasaray Lisesi'nde sporun önemi arttı. Buna paralel olarak okulda ikinci bir jimnastik Hocasına gerek duyuldu. Bu göreve ilk atanan kişi de, Almanya' da uzman düzeyine yükselen Binbaşı Mazhar Kazancı idi. Onun ardından Abdurrahman ve Ahmet Robenson kardeşler bu göreve getirildiler. Aynı zamanda futbolda oynayan bu iki kardeş, Galatasaray'ın spor tarihine adlarını yazdırdılar.

Bu hocalar, jimnastiğin yanı sıra izcilik, tenis, hokey gibi sporların da tanıtılıp geliştirilmesinde etkili oldular.


GERÇEK SPOR YUVASI
Daha sonraları Faik Üstünidman'ın öğrencilerinden Selim Sırrı Tarcan da çeşitli spor dalları ile beden eğitiminin gelişmesinde önemli katkılarda bulundu. Galatasaray gerçek anlamda bir spor kulübü olma özelliğini öteki kulüplerimizden daha fazla taşır.

Bugün sarı kırmızılı kulüp öteki bütün kulüplerden çok daha fazla dalda faaliyet göstermekte ve Türk sporuna hizmet etmektedir. Galatasaray'ın spordaki öncülüğünün ve üstünlüğünün temel nedeni de, Lise'dir. Galatasaray Lisesi'nde 1868 yılında jimnastik ile başlayan sportif çalışmalar her yıl çeşitlenerek sürmüştür.

Branşlar

Futbol
Basketbol
Voleybol
Atletizm
Yüzme
Sutopu
Kürek
Yelken
Binicilik
Hentbol
Güreş
Bisiklet
Boks
Jimnastik
Patenli hokey
Çim hokeyi
Masa tenisi
Eskrim
Havacılık
Kayak/Dağcılık
Judo
Su balesi
Briç

GALATASARAY ARMASI TARİHİ

suamblem_936x1269_beyaz Akis mecmuasının 05.07.1963 tarihli nüshasından....;
Yıl 1923, Galatasaray Lisesinin son sınıfı ile ondan bir evvelki sınıf elele bir okul dergisi çıkarmaktadırlar. Bu yarı mizahi, yarı ciddi derginin adı "KaraKedi"dir.

Elden ele dolaşan öğrencinin,öğretmenin pek sevdiği bu derginin karikatürlerini Arif ,işadamı Tektaş ile Şinasi ,Mimar Ş.Reşit Şahingiray yaparlar. Yazılarını da o güzelim el yazısı ile gramerci Emin Bey'in oğlu Ayetullah temize çekerdi. Her hafta iştiyakle beklenen bu dergi şimdi mektebin müzesindedir.

Birgün Ayetullah bu dergi için eski harflerle, içiçe bir GS, yani 'Gayın ve Sin' çizer ve sarı-kırmızıya boyar. Sonra bu resmi önce Şinasi'ye sonra da Arif'e gösterir. Onlar da beğenirler. O sırada Suat Hayri ÜRGÜPLÜR (Senato Başkanı), Mehmet Osman DOSTEL (Büyükelçi), Vildan SAVAŞIR, Ali Teoman Bey (Mektep Müdürü) görürler ve heyecanlanırlar. Resim çoğaltılır, önce kitaplara, defterlere çizilir, sonra da levha halinde sıralara ve sınıflara asılır.

Bu resim artık Galatasaray'ın alameti farikasİ (amblemi) olacaktır...
Dr.Namık, aşık bir Galatasaraylı idi. O tarihlerde toplanan bir kongrede bu resmi Şinasi Reşit'in teklifi olarak reye koydurmak ister. Resim kongrede de beğenilir. Ne varki bu sadece lafta kalan bir tasviptir. Onu kim 'Rozet' haline getirecektir?..

Önce mektep kooperatifi işareti mektup kağıtlarına, defterlere bastırır. Sonra da 1925'te Aslan Nihat ile Ömer Besim (Koşalay) ortaklaşa sahip oldukları spor mağazası adına rozet olarak hazırlatırlar.
Bugün yakalardaki GS ' de,tıpkı ilk 'Gayın-Sin' gibi Ayet'in tertibidir.
Ayet 1931'de, Dr.Namık ise 1933'de Galatasaraylı kuşakların kalplerine göçtüler...
----------------------------------
Galatasaray Lisesi talebelerinden Ayet Emin’in çizdiği Galatasaray amblemi, eski ve yeni Türkçe şekli ile.

Galatasaray'ın ilk amblemi, 333 Şevki Ege tarafından çizildi. Bu, ağzında
futbol topu olan kanatları gerili bir kartaldı. "Kartal", Galatasaray'lıların
üzerinde durduğu bir amblem örneğiydi. Ancak, kartal adı benimsenmeyince, Şevki Ege’nin kompozisyonu bir kenara itildi. Sonraları , GS amblemi doğdu ve benimsendi.

Suat Başar,Galatasaray ambleminin nasıl doğduğunu şöyle anlatıyor:

Yıl 1923…

O yıl biz "cinquieme" da, yani lise 1' deydik. Arkadaşlarımızdan 74 Ayetullah Emin, sıra arkadaşı Şinasi (Şahingiray), ile birlikte her hafta "Kara kedi" %90 nispetinde Ayet’in inci gibi el yazısı ile yazılmıştır. Ayet, bir taraftan mecmuasının yazılarını temize çekerken, bir yandan da sahifelerini ve bilhassa kapak vazifesi gören ilk sahifesini süslerdi. Bir defasında bu kapakta hepimiz basit fakat zarif çizilmiş bir "Gayin –Sin" gördük. Kırmızı Gayin' ın içine sarı bir "Sin" oturtulmuştu. Hendesi çizgilerle ve muayyen ölçülerle resmedilmiş olan bu şekil , kulübümüzün, yalnız kulübün değil, bütün Galatasaray ' lılığın remzi olacaktı. Ama, her şeyden evvel bu şekli kulübün kongresine teklif etmek lazımdı. Bu teklifi kim yapacaktı? Tasarladığımız arkadaş çekingendi ve kongre
günü yaklaşıyordu. Nihayet o gün geldi. 1923 yılında, bir gün mektebin resim sınıfında kalabalık bir kongre toplandı. Ne ateşli, ne heyecanlı bir kongreydi o. Kimler yoktu ki? Belli ki Galatasaray yeni hamlelere hazırlanıyor, spor sahasında yeni inkilaplar yapacak, memlekette yeni çığırlar açacak. Teklifler ve kararlar bibirini kovalıyor. Şinasi arkadaşımız Ayet’den "Gayin-Sin" resmini almış, kongreye teklif edecek, ama o da çekingen,arka sıralarda oturmuş bekliyor. Nihayet Şinasi’nin yanında oturan Dr. Namık (Canko) merhum, söz alıp ortaya çıktı ve:

Arkadaşlar, genç kardeşlerimizden Şinasi Reşit, kongremize bir rozet şekli
getirmiş, kulübümüzün remzi ven rozetimizin şekli olarak kabul edilmesini
teklif ederim, dedi. Büyük bir resim kağıdına çizilmiş ve renklerimizle boyanmış "Gayin-Sin" i ortaya çıkardı. Teklif alkışlar arasında ittifakla kabul olundu. Ayet, yalnız eski harflerle "Gayin-Sin" çizmekle kalmamış, aynı uslupla bir de "GS" yaratmıştı. Bunların asılları Ayet’in Şinasi’nin yardım ile çıkardığı haftalık el yazısı "Kara Kedi" mecmuasındadır. "Gayın-Sin" ilk defa 1925 de kurulan Galatasaray talebe sandığının hazırladığı mektup, kağıt ve zarflarına basıldı. Yine, 1925 de kabul edilen lise kasketine ve daha sonra lise ceketlerine işlendi. Bazı imkansızlıklar, rozetin yapılmasını geciktiriyordu. Nihayet bunu da sıra gelince, şekiller o zaman eski İpek sinemasının kapısındaki dükkanlardan birinde Besim Koşalay ile birlikte tuhafiye mağazası açan Nihat Bekdik’e verildi. Bir aksilik eseri bunlar kayboldu. O zamanki İdare Heyetinin bastırdığı matbualarda ve yaptırdığı rozetlerde Ayet’in eseri biraz şekil değiştirdi. GS nin yaratıcısı Ayet Emin’i 29 eylül 1931 de toprağa verdik. Dr. Namık ağabeyimiz 1933 yılında aramızdan ayrıldı. Allah Şinasi Şahingiray arkadaşımıza uzun ömürler versin. GS yi gördükçe, her üçünü hatırlar, ebediyete tevdi ettiklerimizi
rahmetle yadederim.

Not: Maalesef, şu tatlı anıyı bize nakleden 550 Suat Başar ağabeyimiz de
aramızdan ayrıldı. Nur içinde yatsın...